Yaklaşan seçimler öncesinde siyasi arenada ekonomi, hayat pahalılığı ve reform paketleri gibi başlıklar gündemi belirlemeye başlasa da, Şahap Aşıkoğlu konuya farklı bir perspektiften yaklaşıyor. Aşıkoğlu, asıl meselenin hükümetlerin değişmesiyle çözülemeyecek kadar derin bir "sistem sorunu" olduğunu ve bu sorunun merkezinde hesap verebilirlik eksikliğinin yattığını savunuyor.
Toplumsal güvenin zedelendiğine dikkat çeken Aşıkoğlu, CMIRS tarafından paylaşılan verilerin endişe verici boyutuna işaret etti. Halkın büyük bir kısmının yasaların eşit uygulanmadığına, yolsuzlukla mücadelenin yetersiz olduğuna ve torpilin hayatın bir parçası haline geldiğine inandığını belirten Aşıkoğlu, dürüstlüğün ödüllendirilmediği bir düzende gençlerin geleceğe dair umutlarını kaybettiğini ifade etti.
Kurumsal çürüme ve denetim ihtiyacı
Aşıkoğlu, ekonomik kalkınmanın sadece rakamlarla değil, kurumların işleyiş biçimiyle doğrudan ilişkili olduğunu hatırlattı. Yatırımcıların ve gençlerin, sistemin kurallarına değil, tanıdık ilişkilerine göre şekillendiğini görmesinin, ülkenin kalkınma potansiyelini baltaladığını belirtti. "Çatlak bir zemine bina kurmak" olarak tanımladığı bu süreçte, önceliğin yeni yasalar çıkarmaktan ziyade, geçmişten bugüne biriken usulsüzlük iddialarının hukuki akıbetini netleştirmek olması gerektiğini savundu.
Bu noktada milletvekillerine de kritik bir görev düştüğünü belirten Aşıkoğlu, denetim mekanizmasının sadece hükümetle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Kendi partisinden gelen yanlışlara göz yuman bir vekilin, toplumsal adaleti tesis edemeyeceğini dile getiren Aşıkoğlu, "Milletvekilinin görevi sadece seçim bölgesinin taleplerini taşımak değil, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını sorgulamaktır" ifadelerini kullandı.
Yeni hükümetin ilk sınavı
Aşıkoğlu, yeni kurulacak hükümetin başarısını sadece ekonomik programlarıyla değil, geçmişteki şaibeli dosyaların aydınlatılması ve denetim kurumlarının bağımsızlığına tanıdığı alanla ölçeceğini belirtti. Siyasi bir hesaplaşma aracı olarak değil, hukukun üstünlüğünü tesis etmek adına atılacak adımların önemine değinen Aşıkoğlu, "Hesap sorulmayan bir sistemde hepimiz aynı sınıfta oturuyoruz" diyerek, toplumsal sorumluluğun altını çizdi.
Sonuç olarak, mevcut kurumların ve denetim mekanizmalarının işletilmesinin, yeni bir devlet kurmaktan çok daha elzem olduğunu belirten Aşıkoğlu, siyasi iradenin denetlenebilirliği kabul etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
