İngiltere’nin güneyinde yaklaşık 125 milyon yıl önce, sulak ve çamurlu arazilerde yaşamış olan devasa bir canlı, paleontoloji dünyasında büyük bir yankı uyandırdı. 2001 yılında Surrey bölgesindeki bir tuğla fabrikasında bulunan ve uzun süre müze arşivlerinde incelenmeyi bekleyen fosil kalıntılarının, daha önce tanımlanmamış bir dinozor türüne ait olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.
Paludohadros proudlovii adı verilen bu otobur tür, yaklaşık 5 metre uzunluğa ve 2 tona varan ağırlığıyla dikkat çekiyor. Uzmanlar, fosil üzerindeki kemik gelişimini incelediklerinde, canlının öldüğünde henüz genç bir birey olduğunu ve yetişkinliğe ulaştığında mevcut boyutunun iki katına çıkabileceğini tahmin ediyor.
Geçmişin izleri müze koleksiyonlarında saklı
Araştırmacılar, bu yeni türün keşfinin aslında buzdağının görünen kısmı olabileceğine inanıyor. Müze koleksiyonlarında onlarca yıldır bekleyen diğer fosillerin de yeniden analiz edilmesiyle, benzer şekilde gözden kaçmış farklı türlerin ortaya çıkarılabileceği belirtiliyor. Yapılan detaylı incelemeler, 1950’li yıllardan beri depolarda bulunan bazı parçaların da aslında Paludohadros cinsine ait olduğunu doğruladı.
Bu keşif, Erken Kretase dönemine dair bilgileri de güncelliyor. Paludohadros’un yaşadığı dönemde, aynı bölgede Baryonyx gibi yırtıcıların da bulunduğu biliniyor. Hatta bilim insanları, Baryonyx’in beslenme alışkanlıklarını analiz ederken, bu yırtıcının genç Paludohadros yavrularını avlamış olabileceğine dair kanıtlara ulaştı.
İsmini tutkulu bir çalışana borçlu
Dinozorun isimlendirilmesi ise duygusal bir hikayeyi beraberinde getiriyor. Latince bataklık anlamına gelen "palus" kelimesinden türetilen cins adı, canlının yaşadığı habitatı temsil ederken; tür ismi olan "proudlovii" ise fosilin bulunduğu taş ocağında çalışan ve genç yaşta hayatını kaybeden Will Proudlove’a ithaf edildi.
Fosilin keşfinden kısa bir süre sonra yaşamını yitiren Proudlove’ın ailesi, bu isimlendirmenin kendileri için büyük bir onur olduğunu ifade etti. Araştırmayı yürüten ekip, müze koleksiyonlarındaki diğer iguanodontian fosillerini incelemeye devam ederek, tarih öncesi dönemin gizemli canlılarını gün ışığına çıkarmayı hedefliyor.
