Kıbrıslı Türk genç tasarımcı Aysel Ballıkaya, kariyerinin en heyecan verici dönüm noktalarından birini İtalya’da yaşadı. Milano’da NABA’da iç mekân tasarımı üzerine eğitimini sürdüren Ballıkaya, dünyanın moda başkentlerinden biri olan Milano’da düzenlenen dev organizasyonda, seçkin bir butiğin vitrin tasarımını üstlenerek büyük bir başarıya imza attı.
Bölüm başkanının doğrudan teklifiyle projeye dahil olan genç mimar, yaklaşık bir ay süren yoğun ve yaratıcı bir çalışma sürecinin ardından ortaya koyduğu işle sektör profesyonellerinden tam not aldı. Tasarımında "Radikal Yeniden Kullanım" temasını işleyen Ballıkaya, sadece vitrinle kalmayıp organizasyonun davetiye tasarımlarını da üstlenerek çok yönlü yeteneğini sergiledi.
Tasarımın birleştirici gücüne inanç
Çocukluk yıllarında ressam olma hayali kuran ancak zamanla sanatın ve tasarımın iç içe geçtiğini fark eden Ballıkaya, iç mimarlığı bir yaşam biçimi olarak tanımlıyor. Mekânların sadece fiziksel yapılar olmadığını, insanlara hissettirdikleri deneyimlerle birer ruha sahip olduklarını savunan genç tasarımcı, Milano’daki bu deneyimin kendisi için duygusal bir anlam taşıdığını vurguluyor.
"Bir Kıbrıslı Türk olarak adımı Milano’nun ikonik sokaklarından birinde görmek, dünyada var olduğumu ve sesimi duyurabildiğimi hissettirdi" diyen Ballıkaya, bu başarının sadece kişisel bir kazanım değil, aynı zamanda köklerini gururla taşıdığı bir temsil süreci olduğunu ifade ediyor.
Gelecek planları ve Kıbrıs’a dönüş hayali
Yurt dışındaki eğitim sürecinin kendisine farklı kültürlerle çalışma ve geniş bir vizyon kazanma fırsatı sunduğunu belirten Ballıkaya, şu an yüksek lisans tezinde bölünmüş toplumlarda tasarımın barışa katkısını araştırıyor. Gelecekte kendi tasarım stüdyosu "Noema"yı bir markaya dönüştürmeyi hedefleyen genç yetenek, edindiği uluslararası tecrübeyi ilerleyen yıllarda ülkesine taşıyarak Kıbrıs’taki tasarım anlayışına yenilikler katmayı amaçlıyor.
Zorlukların her zaman olacağını ancak insanın kendine olan inancını koruması gerektiğini belirten Ballıkaya, genç meslektaşlarına ise şu tavsiyede bulunuyor: "Yaratmak umutla başlar; yolun sonunda neye ulaşacağınızdan ziyade, o yolculukta karşınıza çıkan güzellikleri fark etmeyi öğrenin."
