Ülke gündemindeki gerginliklerin yargı süreçlerine yansıması, basın emekçileri için tehlikeli bir ortam oluşturmaya başladı. Bugün bir davanın takibi sırasında görevlerini icra eden gazetecilerin sözlü tacize ve fiziksel şiddete maruz kalması, Medya Etik Kurulu’nu harekete geçirdi. Kurul, yaşanan olayların sadece bireysel bir saldırı olmadığını, doğrudan toplumun gerçekleri öğrenme hakkını hedef aldığını vurguladı.
Etik Sorumluluk Tek Taraflı Değildir
Medya Etik Kurulu, yayınladığı bildiride gazeteciliğin toplumsal bir görev olduğunu hatırlatarak, meslek ilkelerinin önemine dikkat çekti. Doğruluk, tarafsızlık ve kişilik haklarına saygı çerçevesinde hareket etmenin gazetecilerin temel sorumluluğu olduğu belirtilen açıklamada, bu etik anlayışın sadece basın mensuplarından beklenmemesi gerektiği ifade edildi. Kurul, gazetecilik faaliyetlerinin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için toplumun tüm kesimlerinin ve ilgili mercilerin, basın çalışanlarının insan onuruna ve mesleki haklarına saygı göstermesi gerektiğini kaydetti.
Demokrasi İçin Güvenli Çalışma Ortamı Şart
Gazetecilerin baskı, tehdit veya engellemelerle karşı karşıya bırakılmasının, demokratik tartışma kültürüne büyük zarar verdiğinin altı çizildi. Açıklamada, özgür ve sorumlu bir basının varlığının ancak gazetecilerin güven içinde çalışabildiği bir iklimde mümkün olabileceği belirtildi. Medya Etik Kurulu, hem basın çalışanlarını meslek ilkelerine bağlı kalmaya hem de kamuoyunu ve yetkilileri, gazetecilik faaliyetlerine karşı hoşgörülü ve saygılı bir tutum sergilemeye davet ederek, şiddetin hiçbir türlüsünün kabul edilemeyeceğini yineledi.
